الْجُبْنُ النَّتِنُ فِي الْخِزَانَةِ كَانَ يَجْعَلُ الْمَطْبَخَ بِأَكْمَلِهِ تَنْبَعِثُ مِنْهُ رَائِحَةٌ كَرِيهَةٌ.
Dolaptaki kokmuş peynir, bütün mutfağı kötü kokutuyordu.
الْجُبْنُ النَّتِنُ فِي الْخِزَانَةِ كَانَ يَجْعَلُ الْمَطْبَخَ بِأَكْمَلِهِ تَنْبَعِثُ مِنْهُ رَائِحَةٌ كَرِيهَةٌ.
Dolaptaki kokmuş peynir, bütün mutfağı kötü kokutuyordu.
pis kokulu, kötü kokulu, fena kokulu, müteaffin
اِنْبَعَثَ نَتْنٌ مِنَ القُمَامَةِ.
Çöpten pis bir koku yayıldı.
taaffün, kokmuşluk
كَانَتْ سَلَّةُ الْمُهْمَلَاتِ تَنْتُنُ.
Çöp kutusu taaffün ediyordu.