نَجَا الرَّجُلُ مِنَ الْحَادِثِ بِأُعْجُوبَةٍ بَعْدَ أَنْ تَحَطَّمَتْ سَيَّارَتُهُ.
Adam, arabası hurdaya döndükten sonra kazadan mucizevi bir şekilde kurtuldu.
نَجَا الرَّجُلُ مِنَ الْحَادِثِ بِأُعْجُوبَةٍ بَعْدَ أَنْ تَحَطَّمَتْ سَيَّارَتُهُ.
Adam, arabası hurdaya döndükten sonra kazadan mucizevi bir şekilde kurtuldu.
نَجَا الْغَوَّاصُونَ مِنْ غَرَقِ السَّفِينَةِ بِالْتِصَاقِهِمْ بِقِطَعِ الْحُطَامِ.
Dalgıçlar, enkaz parçalarına tutunarak gemi batmasından sağ kurtuldular.
sağ kalmak, sıyrılmak