نَدَبَتِ الْأُمُّ ابْنَهَا الرَّاحِلَ بِصَوْتٍ حَزِينٍ.
Anne, ölen oğluna hüzünlü bir sesle ağıt yaktı.
نَدَبَتِ الْأُمُّ ابْنَهَا الرَّاحِلَ بِصَوْتٍ حَزِينٍ.
Anne, ölen oğluna hüzünlü bir sesle ağıt yaktı.
نَدَبَتِ الْوِزَارَةُ مُوَظَّفًا لِهٰذِهِ الْمُهِمَّةِ.
Bakanlık bu görev için bir memur görevlendirdi.
dövünmek
فِي الْجِنَازَةِ، كَانَتِ النِّسَاءُ يَنْدُبْنَ بِصَوْتٍ عَالٍ.
Cenazede kadınlar yüksek sesle ağıt yakıyordu.