وَجَدْتُ نُدْفَةً مِنَ الزُّجَاجِ المَكْسُورِ عَلَى الأَرْضِ بَعْدَ الحَادِثِ.
Kazadan sonra yerde kırık camdan bir parça buldum.
وَجَدْتُ نُدْفَةً مِنَ الزُّجَاجِ المَكْسُورِ عَلَى الأَرْضِ بَعْدَ الحَادِثِ.
Kazadan sonra yerde kırık camdan bir parça buldum.
تَسَاقَطَتْ نُدْفَةٌ بَيْضَاءُ عَلَى نَافِذَتِي فِي صَبَاحِ يَوْمٍ بَارِدٍ مِنْ أَيَّامِ الشِّتَاءِ.
Soğuk bir kış sabahında pencereme beyaz bir kar tanesi düştü.
ظَهَرَتْ نُدْفَةٌ صَغِيرَةٌ مِنَ القُطْنِ عَلَى مَلَابِسِ الطِّفْلِ بَعْدَ اللَّعِبِ.
Oyundan sonra çocuğun kıyafetlerinde küçük bir pamukçuk belirdi.