النِّزَاعُ الْمُسَلَّحُ دَمَّرَ الْبِنْيَةَ التَّحْتِيَّةَ لِلْمَدِينَةِ.
Silahlı çatışma şehrin altyapısını tahrip etti.
النِّزَاعُ الْمُسَلَّحُ دَمَّرَ الْبِنْيَةَ التَّحْتِيَّةَ لِلْمَدِينَةِ.
Silahlı çatışma şehrin altyapısını tahrip etti.
حَاوَلَ الطَّرَفَانِ حَلَّ النِّزَاعِ بَيْنَهُمَا بِالطُّرُقِ السِّلْمِيَّةِ.
Taraflar aralarındaki anlaşmazlığı barışçıl yollarla çözmeye çalıştılar.
تَمَّ نَقْلُ النِّزَاعِ الَّذِي نَشَأَ دَاخِلَ الْأُسْرَةِ إِلَى الْمَحْكَمَةِ.
Aile içinde çıkan ihtilaf, mahkemeye taşındı.
uyuşmazlık, polemik, husumet, boğuşma, didinti, didişme, geçimsizlik, hır, hırgür, kapış, niza, münazaa, sürtüşme, çekişme, uzlaşmazlık, anlaşmamazlık, cidal, maraza