يُحَاوِلُ الشَّيْطَانُ أَنْ يَنْزَغَ بَيْنَ النَّاسِ بِالْفِتَنِ وَالْإِشَاعَاتِ.
Şeytan, fitne ve dedikodularla insanlar arasına nifak sokmaya çalışır.
يُحَاوِلُ الشَّيْطَانُ أَنْ يَنْزَغَ بَيْنَ النَّاسِ بِالْفِتَنِ وَالْإِشَاعَاتِ.
Şeytan, fitne ve dedikodularla insanlar arasına nifak sokmaya çalışır.
نَزَغَهُ صَدِيقُهُ لِتَرْكِ الدِّرَاسَةِ وَالذَّهَابِ فِي رِحْلَةٍ غَيْرِ مُخَطَّطَةٍ.
Arkadaşı onu okulu bırakıp plansız bir yolculuğa çıkmaya ayarttı.
نَزَغَهُ ضَمِيرُهُ بِسَبَبِ الْكَذْبَةِ الَّتِي قَالَهَا لِأُمِّهِ.
Annesine söylediği yalan yüzünden vicdanı ona vesvese verdi.
اِسْتَعَاذَ بِاللهِ مِنْ نَزْغِ الشَّيْطَانِ.
Şeytanın kışkırtmasından Allah'a sığındı.