كَانَ نَشِيجُ الْأَطْفَالِ يُسْمَعُ مِنَ الْغُرْفَةِ الْمُجَاوِرَةِ.
Çocukların ağlaması yan odadan duyuluyordu.
كَانَ نَشِيجُ الْأَطْفَالِ يُسْمَعُ مِنَ الْغُرْفَةِ الْمُجَاوِرَةِ.
Çocukların ağlaması yan odadan duyuluyordu.
اِرْتَفَعَ نَشِيجُهَا الْمَكْتُومُ عِنْدَمَا سَمِعَتِ الْخَبَرَ الْحَزِينَ.
Acı haberi duyduğunda boğuk hıçkırıkları yükseldi.
hıçkırış