شَعَرْتُ بِطَعْمٍ حَارٍّ عَلَى نَطْعِ فَمِي.
Ağzımın damağında acı bir tat hissettim.
بَسَطُوا النِّطَعَ عَلَى الأَرْضِ.
Deri yaygıyı yere serdiler.