يَجِبُ تَحْسِينُ النُّطْقِ بِاللُّغَةِ الْإِنْجِلِيزِيَّةِ مِنْ خِلَالِ التَّدْرِيبِ الْمُسْتَمِرِّ.
Sürekli pratik yaparak İngilizce telaffuzunu geliştirmek gerekir.
يَجِبُ تَحْسِينُ النُّطْقِ بِاللُّغَةِ الْإِنْجِلِيزِيَّةِ مِنْ خِلَالِ التَّدْرِيبِ الْمُسْتَمِرِّ.
Sürekli pratik yaparak İngilizce telaffuzunu geliştirmek gerekir.
النُّطْقُ الصَّحِيحُ لِلْكَلِمَاتِ يُسَاعِدُ عَلَى فَهْمِ الْمَعْنَى بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Kelimelerin doğru söyleyişi anlamın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur.
نُطْقُ هَذِهِ الْكَلِمَةِ صَعْبٌ بَعْضَ الشَّيْءِ.
Bu kelimenin okunuşu biraz zor.
dillenme, söyleniş, tekellüm, sesletim, artikülasyon, sesletme, dilleniş
لَا يَسْتَطِيعُ الطِّفْلُ أَنْ يَنْطِقَ حَرْفَ الرَّاءِ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ.
Çocuk r harfini doğru telaffuz edemiyor.
ظَلَّ صَامِتًا طَوَالَ الِاجْتِمَاعِ وَلَمْ يَنْطِقْ بِكَلِمَةٍ وَاحِدَةٍ.
Toplantı boyunca sessiz kaldı ve tek kelime konuşmadı.
نَطَقَ الْقَاضِي بِالْحُكْمِ بَعْدَ جَلْسَةٍ طَوِيلَةٍ.
Hâkim uzun bir duruşmanın ardından kararı açıkladı.
irat etmek, dillenmek, sesletmek