نَظَّمَتِ الْمَدْرَسَةُ رِحْلَةً إِلَى الْمُتْحَفِ لِطُلَّابِ الصَّفِّ الْخَامِسِ.
Okul, beşinci sınıf öğrencileri için müzeye bir gezi düzenledi.
نَظَّمَتِ الْمَدْرَسَةُ رِحْلَةً إِلَى الْمُتْحَفِ لِطُلَّابِ الصَّفِّ الْخَامِسِ.
Okul, beşinci sınıf öğrencileri için müzeye bir gezi düzenledi.
يُنَظِّمُ هَذَا الْقَانُونُ اسْتِخْدَامَ الْمِيَاهِ الْجَوْفِيَّةِ فِي الزِّرَاعَةِ.
Bu yasa, tarımda yeraltı sularının kullanımını düzene bağlar.
تَنْظِيمُ الْأَشْيَاءِ فِي الْخِزَانَةِ يَجْعَلُ الْغُرْفَةَ تَبْدُو أَكْثَرَ تَرْتِيبًا.
Eşyaları dolaba sıraya koymak odayı daha düzenli gösterir.
koordine etmek, planlamak, tanzim etmek, örgütlemek, tertiplemek, sıralamak, düzen vermek, sistemleştirmek, sırasına getirmek, derleyip toplamak, kurallaştırmak
تَخْتَلِفُ النُّظُمُ السِّيَاسِيَّةُ بَيْنَ الدُّوَلِ.
Siyasi sistemler ülkeler arasında farklılık gösterir.
يَحْتَلُّ النَّظْمُ مَكَانَةً مُهِمَّةً فِي الْأَدَبِ الدِّيوَانِيِّ.
Divan edebiyatında nazım önemli bir yere sahiptir.
بَحَثَ الشَّاعِرُ عَنْ إِلْهَامٍ لِنَظْمِ مَشَاعِرِهِ فِي أَبْيَاتٍ.
Şair, duygularını dizelere nazmetmek için ilham aradı.
dizmek