نَغَّصَ

يُنَغِّصُ، تَنْغِيص

لَا تَدَعِ الْمَشَاكِلَ الصَّغِيرَةَ تُنَغِّصُ عَلَيْكَ حَيَاتَكَ وَتُفْسِدُ فَرْحَتَكَ.

Küçük sorunların hayatını zehir etmesine ve sevincini bozmasına izin verme.

لَا تَدَعِ الْقَلَقَ يُنَغِّصُ عَلَيْكَ عُطْلَتَكَ الصَّيْفِيَّةَ وَاسْتَمْتِعْ بِكُلِّ لَحْظَةٍ.

Endişenin yaz tatilinin keyfini kaçırmasına izin verme ve her anın tadını çıkar.

لَا تَدَعِ الأَخْبَارَ السَّيِّئَةَ تُنَغِّصُ عَلَيْكَ يَوْمَكَ.

Kötü haberlerin gününün tadını kaçırmasına izin verme.

Eşdizimler