نَفِدَ الْمَالُ الَّذِي كَانَ مَعَهُ.
Yanındaki para bitti.
نَفِدَ الْمَالُ الَّذِي كَانَ مَعَهُ.
Yanındaki para bitti.
نَفِدَ صَبْرُهُ مِنَ الِانْتِظَارِ الطَّوِيلِ.
Uzun süre beklemekten sabrı tükendi.
نَفِدَ الوَقْتُ وَلَمْ أُنْهِ الِامْتِحَانَ.
Süre sona erdi ve ben sınavı bitiremedim.
arkası kesilmek, dibi görünmek