كَانَ فِي الحَافِلَةِ عَشَرَةُ نَفَرٍ فَقَطْ.
Otobüste sadece on kişi vardı.
كَانَ فِي الحَافِلَةِ عَشَرَةُ نَفَرٍ فَقَطْ.
Otobüste sadece on kişi vardı.
جَلَسَ ثَلَاثَةُ نَفَرٍ أَمَامَ البَيْتِ يَتَحَدَّثُونَ.
Üç kişilik küçük bir grup evin önünde oturup konuşuyordu.
النُّفُورُ مِنَ الْأَكَاذِيبِ هُوَ حَقٌّ لِكُلِّ مَنْ يُقَدِّرُ الصِّدْقَ.
Yalanlardan tiksinmek, dürüstlüğe değer veren herkesin hakkıdır.
tiksinmek, iğrenmek
تَصَرُّفُهُ السَّيِّئُ نَفَّرَ الزَّبُونَ مِنَ الْمَحَلِّ.
Kötü davranışı müşteriyi dükkândan soğuttu.
yabancılaştırmak, iğrendirmek