نَفَضَ

يَنْفُضُ، نَفْض
Aynı yazılan 2 kelime daha

نَفَضَ الطَّائِرُ جَنَاحَيْهِ وَطَارَ.

Kuş kanatlarını çırptı ve uçtu.

نَفَضْتُ يَدِي مِنَ الْمَسْؤُولِيَّةِ.

Sorumluluktan ellerimi çektim.

نَفَضَتْ أُمِّي السَّجَّادَةَ عَلَى الشُّرْفَةِ.

Annem halıyı balkonda silkeledi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler

نَفْض

يَحْتَاجُ نَفْضُ الْغُبَارِ عَنِ الْكُتُبِ إِلَى وَقْتٍ.

Kitapların tozunu silkelemek zaman alır.

İlişkili Kelimeler

نَفَّضَ

يُنَفِّضُ، تَنْفِيض

نَفَّضَ الْوَلَدُ ثَوْبَهُ بَعْدَ اللَّعِبِ فِي التُّرَابِ.

Çocuk toprakta oynadıktan sonra elbisesini silkeledi.