نَفْيُ التُّهْمَةِ لَمْ يُقْنِعِ القَاضِيَ.
Suçlamayı inkâr etmesi hâkimi ikna etmedi.
نَفْيُ التُّهْمَةِ لَمْ يُقْنِعِ القَاضِيَ.
Suçlamayı inkâr etmesi hâkimi ikna etmedi.
عَاشَ الشَّاعِرُ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةً فِي النَّفْيِ بَعِيدًا عَنْ وَطَنِهِ.
Şair uzun yıllar vatanından uzakta sürgünde yaşadı.
olumsuzluk, sınır dışı edilme, yalanlama, yalanlanma, yadsıma, tekzip, menfilik, yalanlayış, yalanlanış, olumsuzlanma, olumsuzlama, nefyetme, nefyedilme