نَقَرَ عَلَى الرَّابِطِ لِفَتْحِ الصَّفْحَةِ الْمَطْلُوبَةِ.
İstenen sayfayı açmak için bağlantıyı tıklayın.
نَقَرَ عَلَى الرَّابِطِ لِفَتْحِ الصَّفْحَةِ الْمَطْلُوبَةِ.
İstenen sayfayı açmak için bağlantıyı tıklayın.
بَدَأَ الطَّائِرُ يَنْقُرُ الْبُذُورَ الَّتِي وَجَدَهَا عَلَى الْأَرْضِ.
Kuş, yerde bulduğu tohumları gagalamaya başladı.
نَقَرَ الطَّائِرُ عَلَى النَّافِذَةِ بِمِنْقَارِهِ الصَّغِيرِ.
Kuş, küçük gagasıyla pencereye vurdu.
Ayrıca: oymak
tıklatmak, kliklemek, gedmek, yongalamak, kertiklemek
كَانَ صَوْتُ نَقْرِ الطَّائِرِ يُسْمَعُ فِي السَّاعَاتِ الْأُولَى مِنَ الصَّبَاحِ.
Kuşun gagalama sesi, sabahın erken saatlerinde duyuluyordu.
gagalanma, çentme, gedme, oyuntu, tıklatma, tıklatılma, klikleme, tıklatış, tıklayış, kakış