قَالَ لِي الطَّبِيبُ أَنْ أُنَقِّطَ مُضَادَّ حَيَوِيٍّ لِلْعَدْوَى فِي أُذُنِي.
Doktor, kulağımdaki enfeksiyon için antibiyotik damlatmamı söyledi.
قَالَ لِي الطَّبِيبُ أَنْ أُنَقِّطَ مُضَادَّ حَيَوِيٍّ لِلْعَدْوَى فِي أُذُنِي.
Doktor, kulağımdaki enfeksiyon için antibiyotik damlatmamı söyledi.
noktalamak, beneklemek
نَقَطَ الْمَاءُ مِنَ الصُّنْبُورِ طَوَالَ اللَّيْلِ.
Su bütün gece musluktan damladı.