هَادَنَ

يُهَادِنُ، مُهَادَنَة

وَافَقَتِ الْأَطْرَافُ الْمُتَحَارِبَةُ عَلَى أَنْ تُهَادِنَ لِمُدَّةِ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ خِلَالَ الْعِيدِ.

Savaşan taraflar, bayram boyunca üç gün ateşkes yapmayı kabul etti.

بَعْدَ سَنَوَاتٍ مِنَ الْخِلَافِ، قَرَّرَ الْجِيرَانُ أَنْ يَتَهَادَنُوا وَيَتَصَالَحُوا.

Yıllarca süren anlaşmazlıktan sonra komşular barışmaya ve uzlaşmaya karar verdiler.

يَجِبُ عَلَى الدُّوَلِ أَنْ تَتَهَادَنَ وَتَتَفَاوَضَ لِحَلِّ النِّزَاعَاتِ سِلْمِيًّا.

Devletler, anlaşmazlıkları barışçıl bir şekilde çözmek için uzlaşmalı ve müzakere etmelidir.