أَضَافَتِ الْهَدَابُ لَمْسَةً جَمَالِيَّةً إِلَى الْوِسَادَةِ.
Kenar süsü yastığa estetik bir dokunuş kattı.
أَضَافَتِ الْهَدَابُ لَمْسَةً جَمَالِيَّةً إِلَى الْوِسَادَةِ.
Kenar süsü yastığa estetik bir dokunuş kattı.
زَيَّنَتِ الْمَرْأَةُ فُسْتَانَهَا الْجَدِيدَ بِهُدَّابٍ جَمِيلٍ مِنَ الْحَرِيرِ.
Kadın yeni elbisesini güzel bir ipek saçakla süsledi.
تَتَدَلَّى الْهُدَابُ مِنْ حَافَّةِ السِّتَارَةِ وَتُعْطِيهَا مَظْهَرًا أَنِيقًا.
Püsküller perdenin kenarından sarkıyor ve ona şık bir görünüm veriyor.