إِنَّ هَدْرَ الْوَقْتِ عَامِلٌ يُقَلِّلُ الْإِنْتَاجِيَّةَ.
Zaman israfı, verimliliği düşüren bir faktördür.
إِنَّ هَدْرَ الْوَقْتِ عَامِلٌ يُقَلِّلُ الْإِنْتَاجِيَّةَ.
Zaman israfı, verimliliği düşüren bir faktördür.
لَا تُهْدِرْ وَقْتَكَ فِي مُشَاهَدَةِ التِّلْفَازِ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ كُلَّ يَوْمٍ
Her gün saatlerce televizyon izleyerek zamanını israf etme.
هَدَرَتِ الْحُكُومَةُ الْكَثِيرَ مِنَ الْمَالِ عَلَى مَشَارِيعَ غَيْرِ ضَرُورِيَّةٍ
Hükümet gereksiz projeler için çok para heba etti.
هَدَرَ الشَّابُّ طَاقَتَهُ فِي أُمُورٍ تَافِهَةٍ وَلَمْ يُحَقِّقْ شَيْئًا يُذْكَرُ
Genç adam enerjisini önemsiz şeylere harcadı ve kayda değer bir şey başaramadı.
harıldamak, kükremek, guruldatmak