هَزَمَ الْفَرِيقُ الْمُنَافِسَ بِنَتِيجَةٍ كَبِيرَةٍ.
Takım, rakibini büyük bir skorla mağlup etti.
هَزَمَ الْفَرِيقُ الْمُنَافِسَ بِنَتِيجَةٍ كَبِيرَةٍ.
Takım, rakibini büyük bir skorla mağlup etti.
اسْتَطَاعَ الْجَيْشُ أَنْ يَهْزِمَ الْعَدُوَّ فِي الْمَعْرَكَةِ.
Ordu, savaşta düşmanı yenebildi.
هَزَمَ فَرِيقُنَا الْفَرِيقَ الْآخَرَ فِي الْمُبَارَاةِ.
Takımımız maçta diğer takımı alt etti.
üstün gelmek, baş etmek, galip gelmek, tuş etmek, mat etmek, galebe çalmak, utmak
فَرِحَ الْفَرِيقُ بِهَزْمِ خَصْمِهِ فِي الْمُبَارَاةِ.
Takım maçta rakibini yendiğine sevindi.