هَلَكَتِ الحَضَارَةُ القَدِيمَةُ بِسَبَبِ الحُرُوبِ.
Eski medeniyet savaşlar yüzünden yok oldu.
هَلَكَتِ الحَضَارَةُ القَدِيمَةُ بِسَبَبِ الحُرُوبِ.
Eski medeniyet savaşlar yüzünden yok oldu.
هَلَكَ الرَّجُلُ فِي حَادِثِ سَيَّارَةٍ مُرَوِّعٍ.
Adam korkunç bir araba kazasında öldü.
هَلَكَ الظَّالِمُ بِسَبَبِ ظُلْمِهِ.
Zalim, zulmü yüzünden helak oldu.
fena bulmak, telef olmak, gebermek