هُنَاكَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَسْبَابِ الَّتِي تَجْعَلُنِي أُحِبُّ هَذِهِ الْمَدِينَةَ الْجَمِيلَةَ.
Bu güzel şehri sevmemin birçok nedeni var.
هُنَاكَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَسْبَابِ الَّتِي تَجْعَلُنِي أُحِبُّ هَذِهِ الْمَدِينَةَ الْجَمِيلَةَ.
Bu güzel şehri sevmemin birçok nedeni var.
سَأَنْتَظِرُكَ هُنَاكَ.
Seni orada bekleyeceğim.
انْظُرْ، هُنَاكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ مَقْعَدٌ فَارِغٌ، فَلْنَذْهَبْ وَنَجْلِسْ هُنَاكَ.
Bak, şurada ağacın altında boş bir bank var, gidip orada oturalım.
Ayrıca: ora, mevcut
şura, orası