فِي الْمَاضِي، كَانَ النَّاسُ يَعْبُدُونَ الْوَثَنَ بَدَلًا مِنَ اللهِ الْوَاحِدِ.
Geçmişte insanlar tek Tanrı yerine putlara tapıyorlardı.
فِي الْمَاضِي، كَانَ النَّاسُ يَعْبُدُونَ الْوَثَنَ بَدَلًا مِنَ اللهِ الْوَاحِدِ.
Geçmişte insanlar tek Tanrı yerine putlara tapıyorlardı.
لَا تَزَالُ بَعْضُ الْقَبَائِلِ تَعْبُدُ أَوْثَانًا مَصْنُوعَةً مِنَ الْخَشَبِ.
Bazı kabileler hala tahtadan yapılmış tapıncaklara tapıyorlar.
حَطَّمَ إِبْرَاهِيمُ الْوَثَنَ لِيُثْبِتَ أَنَّ هَذِهِ الْأَصْنَامَ لَا تَسْتَحِقُّ الْعِبَادَةَ.
İbrahim, bu putların ibadete layık olmadığını kanıtlamak için putları kırdı.
fetiş