وَضَر

أَوْضَار

أَزَالَتِ الأُمُّ وَضَرَ الطَّعَامِ عَنِ الصُّحُونِ.

Anne tabaklardaki yemek kirini temizledi.

بَقِيَ وَضَرُ الدُّهْنِ عَلَى القِدْرِ.

Tencerenin üzerinde yağ lekesi kaldı.