وَطِئَ

يَطَأُ، وَطْء

لَمْ يَسْبِقْ لِي أَنْ وَطِئْتُ هَذِهِ الْأَرْضَ مِنْ قَبْلُ، إِنَّهَا تَبْدُو جَمِيلَةً جِدًّا.

Daha önce hiç bu topraklara ayak basmamıştım, çok güzel görünüyor.

حَذَارِ مِنْ أَنْ تَطَأَ الزُّهُورَ النَّادِرَةَ فِي الْحَدِيقَةِ، فَهِيَ حَسَّاسَةٌ جِدًّا.

Bahçedeki nadir çiçekleri çiğnememeye dikkat et, çok hassaslar.

الْجُنُودُ وَطِئُوا الْأَرْضَ بِأَقْدَامِهِمُ الثَّقِيلَةِ خِلَالَ الْمَسِيرِ الْعَسْكَرِيِّ الطَّوِيلِ.

Askerler uzun askeri yürüyüş sırasında ağır ayaklarıyla yeri ezdiler.