وَغَلَ الْفَسَادُ فِي الْمُؤَسَّسَاتِ الْحُكُومِيَّةِ.
Yolsuzluk devlet kurumlarına nüfuz etti.
وَغَلَ الْفَسَادُ فِي الْمُؤَسَّسَاتِ الْحُكُومِيَّةِ.
Yolsuzluk devlet kurumlarına nüfuz etti.
وَغَلَ الْحُزْنُ فِي قَلْبِهِ بَعْدَ فُقْدَانِ ابْنِهِ.
Oğlunu kaybettikten sonra kalbine derin bir üzüntü işledi.
وَغَلَ الْمَاءُ إِلَى دَاخِلِ الْقَارِبِ.
Su tekneye sızdı.