تَمَّ العَمَلُ وَفْقَ الخُطَّةِ.
İş plana göre yapıldı.
تَمَّ العَمَلُ وَفْقَ الخُطَّةِ.
İş plana göre yapıldı.
وَفَّقَ الْمُعَلِّمُ بَيْنَ الطَّالِبَيْنِ الْمُتَخَاصِمَيْنِ.
Öğretmen kavga eden iki öğrenciyi uzlaştırdı.
وَفَّقَكَ اللهُ فِي امْتِحَانِكَ يَا صَدِيقِي.
Allah seni sınavında başarılı kılsın arkadaşım.
حَاوَلَ التَّاجِرُ تَوْفِيقَ النَّفَقَاتِ مَعَ الدَّخْلِ لِتَفَادِي الْخَسَارَةِ.
Tüccar, zararı önlemek için giderleri gelirle denk getirmeye çalıştı.
telif etmek, rast getirmek, bağdaştırmak, eşleştirmek, kaynaştırmak, uylaştırmak, anlaştırmak
وَفِقَ هَذَا اللَّوْنُ ثَوْبَكِ تَمَامًا.
Bu renk elbisene tam olarak uygun oldu.
mutabık olmak