كَانَ الْفَارِسُ يَمْتَطِي حِصَانًا عَرَبِيًّا أَصِيلًا فِي السِّبَاقِ.
Binici, yarışta safkan bir Arap atına biniyordu.
كَانَ الْفَارِسُ يَمْتَطِي حِصَانًا عَرَبِيًّا أَصِيلًا فِي السِّبَاقِ.
Binici, yarışta safkan bir Arap atına biniyordu.
الْفَرَسُ الْعَرَبِيُّ الْأَصِيلُ يَتَمَيَّزُ بِجَمَالِهِ وَقُوَّتِهِ فِي السِّبَاقَاتِ
Asil Arap atı, yarışlarda güzelliği ve gücü ile öne çıkar
يُحِبُّ الْأَطْفَالُ رُكُوبَ الْخَيْلِ فِي الْمَزْرَعَةِ خِلَالَ الْعُطْلَةِ الصَّيْفِيَّةِ.
Çocuklar yaz tatilinde çiftlikte ata binmeyi severler.
Ayrıca: الأَسْتَاتِين
جَوَاد