فُرْن — أَفْرَان
أُمِّي خَبَزَتْ كَعْكَةَ عِيدِ الْمِيلَادِ فِي الْفُرْنِ.
Annem, doğum günü pastasını fırında pişirdi.
أُمِّي خَبَزَتْ كَعْكَةَ عِيدِ الْمِيلَادِ فِي الْفُرْنِ.
Annem, doğum günü pastasını fırında pişirdi.
أَشْتَرِي خُبْزًا طَازِجًا كُلَّ صَبَاحٍ مِنَ الْمَخْبَزِ فِي حَيِّي.
Mahallemizdeki fırından her sabah taze ekmek alırım.
يَجِبُ تَسْخِينُ التَّنُّورِ جَيِّداً قَبْلَ وَضْعِ الْعَجِينِ لِضَمَانِ خُبْزٍ مِثَالِيٍّ.
Mükemmel bir pişirme sağlamak için hamuru yerleştirmeden önce fırının iyice ısıtılması gerekir.
فُرْن الخُبْز، أَتُّون، طَابُونَة