güçlü

إِنَّهُ قَوِيٌّ جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يَسْتَطِيعُ حَمْلَ جَمِيعِ الكَرَاسِيِّ بِمُفْرَدِهِ.

O kadar güçlü ki, tek başına bütün sandalyeleri taşıyabiliyor.

لَدَى الشَّرِكَةِ اسْتِرَاتِيجِيَّةُ تَسْوِيقٍ مُؤَثِّرَةٌ.

Şirketin güçlü bir pazarlama stratejisi var.

Ayrıca: مَتِين

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler