havalı

كَانَ يَبْدُو أَنِيقًا جِدًّا بِسَيَّارَتِهِ الْجَدِيدَةِ.

Yeni arabasıyla çok havalı görünüyordu.

سُلُوكُهُ مُتَغَطْرِسٌ جِدًّا، لَا يُعْجِبُهُ أَحَدٌ.

Davranışları çok havalı, kimseyi beğenmiyor.

هٰذَا الْفُسْتَانُ جَذَّابٌ جِدًّا، سَأَرْتَدِيهِ فِي الْحَفْلَةِ.

Bu elbise çok havalı, partide giyeceğim.