meydana gelmek

حَدَثَ حَادِثُ الْمُرُورِ مَسَاءَ أَمْسِ.

Trafik kazası dün akşam saatlerinde meydana geldi.

وَقَعَ الزِّلْزَالُ فِي لَحْظَةٍ غَيْرِ مُتَوَقَّعَةٍ.

Deprem, beklenmedik bir anda meydana geldi.

تَكَوَّنَتْ فِكْرَةُ الْمَشْرُوعِ خِلَالَ اجْتِمَاعِ الْفَرِيقِ.

Proje fikri ekip toplantısı sırasında meydana geldi.

Ayrıca: تَشَكَّلَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler