عَبَّرَ الْمُتَحَدِّثُ عَنْ أَفْكَارِهِ بِوُضُوحٍ.
Konuşmacı, düşüncelerini açıklıkla ifade etti.
عَبَّرَ الْمُتَحَدِّثُ عَنْ أَفْكَارِهِ بِوُضُوحٍ.
Konuşmacı, düşüncelerini açıklıkla ifade etti.
يَجِبُ أَنْ أَقُولَ لَكَ بِصَرَاحَةٍ، أَنَا غَيْرُ رَاضٍ عَنْ هَذَا الْوَضْعِ.
Sana açıklıkla söylemeliyim ki, bu durumdan memnun değilim.
الْحَقَائِقُ وَاضِحَةٌ بِجَلَاءٍ.
Gerçekler açıklıkla ortada.