açıklayıcı

أَعْطَى الْمُعَلِّمُ لِلطُّلَّابِ دَرْسًا تَوْضِيحِيًّا لِلْغَايَةِ.

Öğretmen, öğrencilere çok açıklayıcı bir ders verdi.

يُقَدِّمُ هَذَا الْكِتَابُ مَعْلُومَاتٍ إِيضَاحِيَّةً لِلْغَايَةِ حَوْلَ الْمَوْضُوعِ.

Bu kitap, konu hakkında çok açıklayıcı bilgiler sunuyor.

يَرْوِي الْكَاتِبُ الْأَحْدَاثَ بِطَرِيقَةٍ تَفْسِيرِيَّةٍ.

Yazar, olayları açıklayıcı bir şekilde anlatıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler