ağır yaralanmak

أُصِيبَ بِجُرُوحٍ خَطِيرَةٍ فِي حَادِثٍ مُرُورِيٍّ وَنُقِلَ إِلَى المُسْتَشْفَى، وَلَا تَزَالُ حَالَتُهُ خَطِيرَةً.

Trafik kazasında ağır yaralandı ve hastaneye kaldırıldı, durumu ciddiyetini koruyor.

تَعَرَّضَ العَدِيدُ مِنَ الجُنُودِ لِإِصَابَاتٍ بَالِغَةٍ فِي الحَرْبِ وَتَمَّ نَقْلُهُمْ لِتَلَقِّي العِلَاجِ، آمُلُ أَنْ يَتَعَافَوْا.

Savaşta birçok asker ağır yaralandı ve tedavi altına alındı, umarım iyileşirler.

جُرِحَ رَجُلُ إِطْفَاءٍ بِجُرُوحٍ بَالِغَةٍ فِي الحَرِيقِ وَتَعَبَّأَ زُمَلَاؤُهُ لِإِنْقَاذِهِ.

Yangında bir itfaiyeci ağır yaralandı ve meslektaşları onu kurtarmak için seferber oldu.

İlişkili Kelimeler