كَانَ سَيِّدُ الْقَرْيَةِ رَجُلًا يَحْتَرِمُهُ الْجَمِيعُ.
Köyün ağası, herkesin saygı duyduğu bir adamdı.
كَانَ سَيِّدُ الْقَرْيَةِ رَجُلًا يَحْتَرِمُهُ الْجَمِيعُ.
Köyün ağası, herkesin saygı duyduğu bir adamdı.
خِلَالَ الْعَصْرِ الْعُثْمَانِيِّ، شَغَلَ الْأَغَوَاتُ مَنَاصِبَ مُهِمَّةً.
Osmanlı döneminde ağalar önemli görevlerde bulunurdu.
كَانَ الْأَخُ الصَّغِيرُ يَسْتَشِيرُ دَائِمًا أَخَاهُ الْأَكْبَرَ.
Küçük kardeş, ağasına her zaman danışırdı.
بِيك