قُمْنَا بِنُزْهَةٍ فِي غَابَةٍ صَغِيرَةٍ خَارِجَ المَدِينَةِ.
Şehrin dışında küçük bir ağaçlıkta yürüyüş yaptık.
قُمْنَا بِنُزْهَةٍ فِي غَابَةٍ صَغِيرَةٍ خَارِجَ المَدِينَةِ.
Şehrin dışında küçük bir ağaçlıkta yürüyüş yaptık.
كَانَتِ المِنْطَقَةُ المُشَجَّرَةُ مَلِيئَةً بِأَصْوَاتِ الطُّيُورِ.
Ağaçlık, kuş sesleriyle doluydu.
شَجَر، خَمَائِل، أَيْكَة