ağacık

كَانَتْ هُنَاكَ شُجَيْرَةٌ صَغِيرَةٌ فِي زَاوِيَةِ الْحَدِيقَةِ، وَتَفَتَّحَتْ حَوْلَهَا أَزْهَارٌ مُلَوَّنَةٌ.

Bahçenin köşesinde küçük bir ağacık vardı, etrafında rengarenk çiçekler açmıştı.