رُكْبَتِي مُؤْلِمَةٌ جِدًّا، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْمَشْيِ.
Dizim çok ağrılı, yürümekte zorlanıyorum.
رُكْبَتِي مُؤْلِمَةٌ جِدًّا، أَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْمَشْيِ.
Dizim çok ağrılı, yürümekte zorlanıyorum.
يُمْكِنُ لِذِكْرَى مُوجِعَةٍ أَنْ تَنْخَرَ قَلْبَ الْإِنْسَانِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Ağrılı bir hatıra, insanın içini uzun süre kemirebilir.
مُتَأَلِّم، مَوْجُوع، مُتَوَجِّع، وَجِيع