aşınmak

تَآكَلَتْ أَحْذِيَتِي مِنْ كَثْرَةِ الْمَشْيِ، وَثُقِبَتْ نِعَالُهَا.

Ayakkabılarım çok yürümekten aşındı, tabanları delindi.

اهْتَرَأَتِ السَّجَّادَةُ الْقَدِيمَةُ بِمُرُورِ الْوَقْتِ، وَتَلَاشَتْ أَلْوَانُهَا.

Eski halı zamanla aşınmış, renkleri solmuştu.

بَلِيَ هَذَا الْكِتَابُ الْقَدِيمُ مِنْ كَثْرَةِ الِاسْتِخْدَامِ، وَتَمَزَّقَتْ صَفَحَاتُهُ.

Bu eski kitap çok kullanmaktan aşınmış, sayfaları yırtılmış.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler