كَانَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ يَمْشِي مُتَّكِئًا عَلَى عَصَاهُ.
Yaşlı adam bastonuna abanarak yürüyordu.
كَانَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ يَمْشِي مُتَّكِئًا عَلَى عَصَاهُ.
Yaşlı adam bastonuna abanarak yürüyordu.
يَعْتَمِدُ بَعْضُ النَّاسِ عَلَى الْآخَرِينَ لِلتَّغَلُّبِ عَلَيْهِمْ مِنْ خِلَالِ الِاعْتِمَادِ عَلَيْهِمْ.
Bazı insanlar başkalarının sırtından geçinmek için onlara abanır.