abartılmak

هَذِهِ الْقِصَّةُ مُبَالَغٌ فِيهَا لِلْغَايَةِ، لَا عَلَاقَةَ لَهَا بِالْوَاقِعِ.

Bu hikaye çok abartılmış, gerçeklikle alakası yok.

تُضَخَّمُ الْمُشْكِلَةُ أَكْثَرَ مِنَ اللَّازِمِ، مِمَّا يَجْعَلُ حَلَّهَا صَعْبًا.

Sorun gereğinden fazla abartılmakta, bu da çözümünü zorlaştırmaktadır.

هُوِّلَتْ وَسَائِلُ الْإِعْلَامِ الْحَادِثَ كَثِيرًا، لَمْ يَكُنْ سَيِّئًا لِلْغَايَةِ فِي الْوَاقِعِ.

Medya tarafından olay çok abartıldı, gerçekte o kadar da kötü değildi.

İlişkili Kelimeler