مُتَسَوِّل — مُتَسَوِّلُون
كان المتسول الذي يتجول في شوارع المدينة يطلب المساعدة من الناس، لأنه لم يكن لديه مال.
Şehrin sokaklarında dolaşan abdal, insanlardan yardım istiyordu, çünkü parası yoktu.
كان المتسول الذي يتجول في شوارع المدينة يطلب المساعدة من الناس، لأنه لم يكن لديه مال.
Şehrin sokaklarında dolaşan abdal, insanlardan yardım istiyordu, çünkü parası yoktu.
كان الدرويش المتجول يزور القرى ويغني الترانيم للناس، لإرضاء قلوبهم.
Abdal, köy köy dolaşarak insanlara ilahiler söylüyordu, böylece onların gönüllerini hoş ediyordu.
أثار عازف الطبل والمزمار الذي عزف في حفل الزفاف حماس الجميع، وهكذا بلغ المرح ذروته.
Düğünde çalan abdal, davul ve zurnasıyla herkesi coşturdu, böylece eğlence doruğa ulaştı.