abes

الْكَثِيرُ مِنَ الْجَهْدِ عَبَثِيٌّ، لِأَنَّ النَّتِيجَةَ لَنْ تَتَغَيَّرَ، لِذَلِكَ لَا تُحَاوِلْ عَبَثًا.

Bu kadar çabalamak abes, çünkü sonuç değişmeyecek, bu yüzden boşuna uğraşma.

هَذِهِ الْمُنَاقَشَةُ غَيْرُ مُجْدِيَةٍ، لِأَنَّ لَا أَحَدَ يُحَاوِلُ فَهْمَ الْآخَرِ، لِذَلِكَ مِنَ الْأَفْضَلِ الصَّمْتُ.

Bu tartışma abes, çünkü kimse birbirini anlamaya çalışmıyor, bu yüzden susmak daha iyi.

الِانْتِظَارُ عَبَثًا لَا طَائِلَ مِنْهُ، لِأَنَّهُ لَنْ يَأْتِيَ، لِذَلِكَ مِنَ الْمَنْطِقِيِّ أَنْ تَفْعَلَ شَيْئًا آخَرَ.

Boş yere beklemek abes, çünkü o gelmeyecek, bu yüzden başka bir şeyle uğraşmak daha mantıklı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler