آلَمَتْنِي كَلِمَاتُهُ كَثِيراً، لَقَدِ انْكَسَرَ قَلْبِي.
Onun sözleri bana çok acı verdi, kalbim kırıldı.
آلَمَتْنِي كَلِمَاتُهُ كَثِيراً، لَقَدِ انْكَسَرَ قَلْبِي.
Onun sözleri bana çok acı verdi, kalbim kırıldı.
أَوْجَعَهُ هَذَا الْحَدَثُ كَثِيراً، لَمْ يَسْتَطِعِ التَّعَافِيَ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Bu olay ona çok acı verdi, uzun süre toparlanamadı.
تَذَكُّرُ أَصْدِقَائِنَا الَّذِينَ فَقَدْنَاهُمْ يُحْزِنُنَا.
Kaybettiğimiz arkadaşlarımızı hatırlamak bize acı veriyor.
Ayrıca: جَرَحَ
وَخَزَ، آذَى، فَجَعَ، أَنْكَى، أَفْجَعَ، نَخَزَ، أَشْجَى، نَكَأَ