اكْتَسَبَ الْفَنَّانُ الشَّابُّ شُهْرَةً فِي وَقْتٍ قَصِيرٍ بِفَضْلِ مَوْهِبَتِهِ.
Genç sanatçı, yeteneği sayesinde kısa sürede ad yaptı.
اكْتَسَبَ الْفَنَّانُ الشَّابُّ شُهْرَةً فِي وَقْتٍ قَصِيرٍ بِفَضْلِ مَوْهِبَتِهِ.
Genç sanatçı, yeteneği sayesinde kısa sürede ad yaptı.
تَمَكَّنَ رَجُلُ الْأَعْمَالِ النَّاجِحُ مِنْ صُنْعِ اسْمٍ لِنَفْسِهِ فِي هَذَا الْقِطَاعِ.
Başarılı iş adamı, sektörde ad yapmayı başardı.
حَقَّقَ الْكَاتِبُ شُهْرَةً عَالَمِيَّةً مِنْ خِلَالِ الرِّوَايَاتِ الَّتِي كَتَبَهَا.
Yazar, yazdığı romanlarla dünya çapında ad yaptı.