كَانَ هُنَاكَ اثْنَتَانِ مِنْ عَائِشَةَ فِي الْفَصْلِ، لِذَلِكَ كُنَّا نَدْعُوهُنَّ 'عَائِشَةُ 1' وَ 'عَائِشَةُ 2' لِأَنَّهُمَا سَمِيَّتَانِ.
Sınıfta iki tane Ayşe vardı, bu yüzden onlara 'Ayşe 1' ve 'Ayşe 2' diyorduk, çünkü adaştılar.
كَانَ هُنَاكَ اثْنَتَانِ مِنْ عَائِشَةَ فِي الْفَصْلِ، لِذَلِكَ كُنَّا نَدْعُوهُنَّ 'عَائِشَةُ 1' وَ 'عَائِشَةُ 2' لِأَنَّهُمَا سَمِيَّتَانِ.
Sınıfta iki tane Ayşe vardı, bu yüzden onlara 'Ayşe 1' ve 'Ayşe 2' diyorduk, çünkü adaştılar.
لَدَيَّ صَدِيقٌ يَحْمِلُ نَفْسَ اسْمِي، وَغَالِبًا مَا يَتِمُّ الْخَلْطُ بَيْنَنَا.
Benimle adaş olan bir arkadaşım var, onunla sık sık karıştırılıyoruz.