adamcı

المُدِيرُ المَحْسُوبِيُّ فِي الشَّرِكَةِ يَقُومُ بِتَرْقِيَةِ أَصْدِقَائِهِ فَقَطْ.

Şirketteki adamcı yönetici, sadece kendi arkadaşlarını terfi ettiriyor.

إِنَّ إِظْهَارَ مَوْقِفٍ مُنْحَازٍ يُؤَدِّي إِلَى الظُّلْمِ فِي بِيئَةِ العَمَلِ.

Adamcı bir tutum sergilemek, iş ortamında adaletsizliğe yol açar.

نَشَأَ اضْطِرَابٌ بَيْنَ الطُّلَّابِ لِأَنَّ المُعَلِّمَ كَانَ يَتَصَرَّفُ بِتَحَيُّزٍ.

Öğretmen, adamcı davrandığı için öğrenciler arasında huzursuzluk çıktı.