هَذَا لَيْسَ حَدَثًا عَادِيًّا، بَلْ هُوَ وَضْعٌ أَكْثَرُ تَعْقِيدًا.
Bu adi bir olay değil, çok daha karmaşık bir durum söz konusu.
هَذَا لَيْسَ حَدَثًا عَادِيًّا، بَلْ هُوَ وَضْعٌ أَكْثَرُ تَعْقِيدًا.
Bu adi bir olay değil, çok daha karmaşık bir durum söz konusu.
يَجِبُ أَلَّا نَتَجَاهَلَ الصُّورَةَ الْكَبِيرَةَ بِسَبَبِ هَذِهِ الْمَشَاكِلِ التَّافِهَةِ.
Bu adi sorunlar yüzünden büyük resmi görmezden gelmemeliyiz.
مَا فَعَلَهُ مَعَ جَارِهِ تَصَرُّفٌ دَنِيءٌ.
Komşusuna yaptığı şey adi bir davranıştı.
وَضِيع، لَئِيم، نَذْل، دَنِيّ، مُسِفّ